YAZARLAR

Kehanetler çağı

Kudüs, Filistin ve İsrail merkezli yaşanan olayları tüm dünya hayret ve dehşet içinde izliyor. Halbuki daha 1945 yılında biten İkinci Dünya Savaşı'nda Avrupa'da milyonlarca insanın katledildiğini çabucak unutuyoruz. 

Dünyanın degişik coğrafyalarında sürekli katliamlar yaşandığı gerçeği de gözardı edilmektedir. Yani bir kaç gün önce Kudüs'te yaşananlar yeni değil, devam edegelen olaylar zincirinin en son halkası. Buna yeni halkalar ekleneceğinden kimsenin şüphesi yok. 
Türkiye'nin bölgeye uzattığı el böylesi bir ortamda çok değerli. Türkiye, bölgenin ve dünyanın yapmadığını yaparak fazilet dersi vermiştir. 
Ancak son 55 yıldır Batı'da ve Türkiye'de yazılan eserlere baktığımızda İsrail'in Kudüs'ün ve Filistin'in yanında, Yahudilik, Evanjelistlik ve Hristiyanlık'ın değişik enlem ve boylamlarda, sürekli artan bir ivme ile gündeme özel bir gayret ile getirildiğini görmekteyiz. Bu özel gayretin sebebi de kadim zamanlar ve kadim kehanetler gerçeğidir. 
Dinler tarihi ve ezoterik tarihle uzmanlık ötesi bir çaba ile ilgilenenler için her an, stratejik kıymete sahiptir. Çünkü onlara göre Tanrı ve onun özel görevli elçileri, bazı olaylar ve bazı dönemlerde zuhur edecektir. Bu zuhurat da bu insanları ekstra güçler ile teçhiz edecektir. 
Kehanetlerin günümüz insanına belki masal tadı vermesi anlaşılabilir. Bu konudaki filimleri Harrison Ford kıvamına indirgeyenlerin aslında o kıvamda espirituel olmadığını da bilmemiz gerekir. 
Çünkü kehanetlerin şakası yoktur. Kadim zamanlar ve kadim bilgiler araştırmacıları, bunları gayet iyi bilirler. Ne yazık ki ülkemizde bu araştırmacıların sayısı sıfırdır. Bu konuda Batı'da ve Doğu'da yapılan çalışmalar devasa boyutlara ulaşmıştır. Çünkü bu dünya hayatına nasıl start verildiği, yani bu dünyada ve evrende zamanın başlangıcı ve varlıkların yaratılma süreci, insanın ihtiyaç duyduğu tüm bilgileri ve ekstra güçleri elde etme yöntemlerini içermektedir. Bu sebeple bir daha vurgularsak kehanetlerin şakası yoktur. 
Kadim bilgiler, magazin türü bilgiler değildir. Kadim şahsiyetler de bize anlatıldığı gibi değildir. İşte bu sebeple kehanetleri ve kadim bilgiler ile kadim zamanları ciddiye almak zorundayız. Bunu yapabildiğimizde İsrail'de cereyan eden olayları ve Filistin olayının perde arkasını anlayabiliriz. İşte o zaman kehanetler çağının ve kadim zamanlar ile kadim bilgilerin iç yüzü yani çıplak gerçekliği ile karşılaşacak ve basit söylenceler birden görkemli gerçeklere dönüşecektir. 
Bu bağlamda İsrail ve Yahudilik ile ilgili güncel eserlerin ve evanjelistlik ile ilgili magazinsel ifadelerin çok sığ ve gerçeklerle kısmen ilintili olduğu hakikatinin altını çizmek zorundayız. Bu sebeble arkeoloji çanak çömlek toplama işi, dinler tarihi de kıssaları anlatma ve ard arda sıralama ilimi değildir. 
Kehanetler çağının, Kudüs'ün, İsrail'in ya da Orta Doğu'nun şaka ve politika kaldırır boyutu yoktur. Bu tarihsel gerçek ekseriyetle İsrail'de ve genel olarak Orta Doğu'da oturanların dikkatinden hep kaçmaktadır. 
Tanrı'nın özel kavmi ve özel kişileri kavramı da söylencelerdeki gibi light değildir. Buradaki özne kavim ve özel misyon, Tevrat ve günümüz kutsal kitapları bağlamında kavranamaz ve kavranamamıştır. Bu sebeble Kabala, İslam, Yahudi ve Hristiyan tasavvufu da ne yazık ki gerçekliğinden uzaklaştırılmıştır. 
Dolayısıyla gerçekten olağanüstü bir durum ve ciddiyetle karşı karşıyayız. Bunu algılamak ve bu olağanüstü şartlara göre kendimizi konuşlandırmak durumundayız. 
Kehanetler çağı, ortam, zaman ve mekan kavramlarını imha ederek kendini gösterir. 
Olağanüstü haller, olağanüstü akıllar ve tavırlar gerektirir.