yazarresmi
Ömer Özkaya

omerozkaya@gunes.com

05 Ekim 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Las Vegas saldırısı (1) 

Bruce Willis ve Richard Gere’ in oynadığı “Çakal” filminde Bruce Willis bir araca monte ettiği makineli tüfekle Başkan’ın eşinin konuşma yaptığı kalabalığa açtığı ateş sonrası büyük panik yaşanır, birçok insan ölür. İşin içinde Çeçen ve Rus mafyası vardır. İskandinav ülkelerinin üs olarak kullanılması ilginçtir. ABD istihbaratı filmdeki “çakal” Bruce Willis’in peşindedir. 

Las Vegas’ta yaşanan konser saldırısı da “Çakal” filmindeki sahneler ile benzerlik gösteriyor, fakat katil intihar ettiği için geçmişe yönelik bilgiler kısıtlı. Katilin Asyalı olduğu vurgulanan sevgilisi konusu da önemli. “Katilin dini inancı ve ideolojisi ile ilgili bilgi yok” deniyor. Saldırıyı DEAŞ üstleniyor, fakat FBI bunu yalanlıyor. ABD istihbarat kompleksi olayı çözmek için ilginç bir strateji izliyor. Önüne atılan bilgi parçalarına itibar etmiyor ve şimdilik fazla bilgi sahibi olmadığını söylüyorlar. 

Gerçekten de çok ilginç bir saldırı, müthiş planlama. Konser esnasındaki yüksek sesten dolayı saldırının anlaşılması da beklenenden uzun sürüyor. Şüphesiz ABD istihbarat kompleksi çok nitelikli bir saldırı ile karşı karşıya, bu sorunu çözme biçimi ileride ders olarak okutulabilir. 

Katilin dolar milyoneri olması, Asyalı sevgili ve babasının geçmişi önemli. Bunlar katilin özel olarak seçildiğini gösteriyor. Bu saldırının bir “deli” işi olup olmadığı tartışılırken dünyadaki son olaylarla nasıl ilgisi olabileceği de enine boyuna irdelenecektir. 

Las Vegas’taki saldırının tüfeklerle yapıldığı belirtiliyor. Bu saldırı, iz kaydedilerek yapılan ilk önemli saldırı niteliği taşıması sebebi ile ilginç. Önümüzdeki süreçte bu tür şok saldırı sayıları dünyada daha da artacaktır. Muhtemelen katil geride asıl faili işaret eden ve gösteren semboller bırakmıştır. Bu gerçek faili ABD istihbarat kompleksi çoktan belirlemiştir, fakat gerçek faili ilan etmeyebilir. 

ABD istihbarat kompleksinin olayı çözme stratejisine bakıldığında saldırıyı beklediği veya en azından yapılış tarzı itibarı ile odağı önemli ölçüde tespit ettiği söylenebilir. Fakat saldırının bir müzik konserini hedef alması Batı’nın yaşam tarzına yönelik olduğu izlenimi veriyor. Katilin kimliği soru işareti oluşturuyor. İşte ince nokta burada gibi. Önümüzdeki süreçte Batı’nın ve özellikle ABD’nin yaşam tarzı ve kültürüne yönelik saldırıların adresi olarak bir ülke işaretlenebilir ve bu işaretleme Batı’daki rekabeti bitirip geniş bir Batı cephesi oluşturabilir. 

Las Vegas saldırısını bu bağlamda daha büyük küresel operasyonların kilometre taşlarından biri olarak görmek gerekir. Oldukça master profesyonel bir saldırı olarak nitelenecek bu saldırı ABD’ye bir mesaj mı, yoksa ABD’ye bir pusula mıdır? Bu sorunun cevabı tüm dünya için önemli. Çünkü ABD ve karşı cephesinde yer alanların ABD’ye yönelik böyle ciddi bir istihbarat ve sosyolojik çalışma gerektiren operasyonu nasıl değerlendirecekleri önemlidir. 

ABD’nin tabusu sayılabilecek bireysel silahlanma özgürlüğü ABD’nin tarihinin ve kimliğinin alamet-i farikasıdır. Bu en belirgin özellik ABD’nin en zayıf yanı olarak mı kullanılıyor, ABD buna bakacaktır. Bu aynı zamanda ABD’nin kimyasını bozmaya yönelik en ciddi antropolojik terör olayı olarak da nitelendirilebilir. İlginç olan ABD’nin bu saldırılara rağmen bireysel silahlanma özgürlüğünü mercek altına almamasıdır. Çünkü ABD’nin bireysel güvenliği ve toplumsal asayişine ciddi katkı sağlayan bu genetik silahlanma güdüsü, ABD’de asayişi sağlayacak en önemli enstrüman olarak belirmektedir. ABD’nin kültürel, tarihsel genetiğini ve antropolojisini ciddi incelemiş bir yapı bu saldırıyı organize etti ise bu da çok önemli bir başka sorun olabilir. Bu durumda bütün devletler en güçlü antropolojik noktalarından vurulabilir. Tıpkı milyonlarca güvenlik kamerası ile izlenen Londra’nın vurulabilmesi gibi…  Pazar günü devam edelim. 

Ömer Özkaya Diğer Yazıları