yazarresmi
Ömer Özkaya

omerozkaya@gunes.com

14 Eylül 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Sistem Arayışları (4) 

İngiltere ve ABD arasında sanıldığı kadar iç içelik olmadığı her iki devletin tarihleri incelendiğinde tespit edilebilir. Batı’nın tarihi “Her koyun kendi bacağından asılır” atasözünü teyitle geçmiştir. Bu eşyanın tabiatına da evrenin yasalarına da uygundur ve bu gün de yarın da böyle olacaktır. Bu aynı zamanda yeni küresel sistem arayışlarının da aynı şekilde devam edeceğini de gösterir. 

Ancak burada İngiltere’nin kendine özgü bir durumu vardır: İngiliz Milletler Topluluğu... Bu topluluk İngiltere’ye küresel bir avantaj, ekstra jeopolitik ve jeostratejik kazanımlar sağlamaktadır. Bu artı tablonun devam edip etmeyeceği ya da ne kadar kayıp veya kazançla devam edeceği İngiltere’nin de var gücüyle araştırdığı bir konudur. Çünkü bugünkü küresel tablo ve küresel gidişat, İngiltere’ye ihtiyaç duymayabilecek İngiliz Milletler Topluluğu üyeleri de üretmektedir. Dolayısıyla ortada her açıdan yeni bir durum olduğu açıktır. 

Dünya tarihi göstermiştir ki, yetişmiş insan gücü ve ileri teknoloji nerede ise finansal, stratejik oluşumlar ve para havuzları orada olur.

Bir kaç istisna dışında bu hep böyle olagelmiştir. Ancak yine son 200-300 yıllık Batı tarihi de göstermiştir ki; güç, para, teknoloji, bilim ve tarih bilimi açısından belli bir seviyeyi yakalamış olan “akıllı devletler, topluluklar ve milletler”, mevcut statülerini korumak ve geliştirmek için çeşitli taktik ve stratejiler üreterek varlıklarını sağlama almayı da bilmişlerdir.

Bu bağlamda İngiltere’nin tarihte özel bir yeri vardır. Yine Amerika da bilimsel metotlar, stratejiler, öngörüler üretme, kendini ve dünyayı sürekli irdeleme, olacakları öngörerek jeostratejik, jeopolitik ve finansal, stratejik pozisyonlar almasını hep bilmiştir. Buraya kadar yapılanlar bir durum tespitidir. 

Fakat bir başka tespit daha var ki bugünü anlamak için bu tespiti yapmak zorunluluktur. Son 600 yılda ilk defa yetişmiş bilim insanları ve kalifiye elemanlar, mühendisler, işletmeciler, finansçılar, ekonomistler gibi onlarca ve bilim dalında Batı ilk defa Uzak Doğu ile başa baş noktasına gelmiş ve hatta geçilme aşaması da gerçekleşmiştir. Buna rağmen ABD ve İngiltere ve diğer Batılı aktörler bu tabloyu tersine çevirebilecek imkânlara da sahiptir. Ve ilginç olan bu imkânlara Uzak Doğu’nun da sahip olabilme ihtimalidir. 

Yine tarihin anayasaları gibi olan atasözlerinden hareket ederek şunu söyleyebiliriz: “Para ile imanın kimde olduğu bilinmez” sözü bugünün dünyasında “bilim ile paranın kimde olduğu bilinmez” şekline evrilmiştir.

Dolayısıyla Kuzey Kore olayında olduğu gibi bazı bilimler ve teknolojiler, başkalarının da eline geçmiş olabilir. İşte yukarıdaki iki tespit, bugün küresel işleyişi ve göreceli barışı bitirecek diye korkulmaktadır ve yine yukarıdaki iki tespit, dünyayı yeni bir küresel tablo oluşturma eşiğine getirmiştir. İşte bu noktada küresel güç olduğu iddiasında olanlar arasında müthiş bir gizli/açık projeler ve ittifaklar yarışı başlatmıştır. Bu yarışa ilk anlamlı tepki veya ilk anlamlı karşılık acaba dünyanın hangi noktasında kendini gösterecektir? 

İran İslam Devrimi’nin kasetlerle yaptığı jeopolitik ve jeostratejik deşifrasyonlar, Batı’nın dünyadaki stratejik tüm ana arterlerini ve kılcal damarlarını tanımlamıştı. Bugün ise Kuzey Kore, Katar, Ortadoğu’daki ve İç Asya’daki gelişmeler ile Uzak Doğu’daki yeni ekonomik sistem ve finansal, stratejik gelişim, İngiltere ve ABD’nin kapsamlı askeri, istihbari, diplomatik, ekonomik, finansal ve hukuki girişimlerini tanımlama ve küresel ekonomik, siyasal, stratejik, finansal, askeri ana arteri belirleme ve karşılık olma potansiyelini içinde barındırmaktadır. Üstelik bu bölgelerdeki bazı devletlere rağmen… 

Pazar günü bu seriyi bitirelim. 

Ömer Özkaya Diğer Yazıları

Asya’nın kapısı (2) 

22 Kasım 2017

Suud’da olanlar (5) 

18 Kasım 2017

Suud’da Olanlar (4)

15 Kasım 2017

Suud’da Olanlar (3) 

12 Kasım 2017

Suud’da olanlar (2) 

11 Kasım 2017