yazarresmi
Ömer Özkaya

omerozkaya@gunes.com

13 Kasım 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Suud’da Olanlar (3) 

Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilim, Katar ile yaşadığı kriz, Türkiye’ye yaklaşımı, ABD ile geliştirmekte olduğu derin işbirliği Riyad’ın “Ilımlı İslam” açılımının da ötesinde stratejik içeriklere sahip olduğunu gösteriyor. Suudi Arabistan’ın Balkanlar, Kafkaslar, Orta Asya, Afganistan, Pakistan, Hindistan, Malezya, Endonezya, Brunei Sultanlığı gibi coğrafyalardaki avantajlarını Fetö ile paylaşacağı, Fetö okullarının Suudi Arabistan okullarına dönüşeceği de zaten sır değildir. Dönüşmese bile Suudi Arabistan’ın da bu anlamda geçmişteki kurduğu ilişkileri ve açtığı dinsel içerikli güzergâhları yeni bir yüz ile dolaşıma alacağı da açıktır. 
Fetö’nun Türkiye’de aldığı darbe ve 15 Temmuz’la uğradığı imaj kaybı, “Ilımlı İslam” operasyonunun Ergenekon, Balyoz gibi davalarda sergilediği olağanüstü hukuksuzluk, yine 15 Temmuz Darbesi’nde dökülen kanlar, şehit edilen insanlar, “Ilımlı İslam” operasyonunun onulmaz yaralar aldığı ve bu durum karşısında Suudi Arabistan ve Mısır’ın devreye alındığı, misyonu bu iki ülkenin sırtlayacağı belli olduğuna göre bu yeni aktörlere gösterilecek tepki nasıl olacaktır? Suudi Arabistan’ın parasal gücü, Mısır’ın entellektüel ve laik ekipleri, Feto misyonerlerinin yerini alınca “Ilımlı İslam” yine cazibe merkezi olabilir mi? Erdoğan düşmanlığı ve Türkiye karşıtlığı, “Ilımlı İslam”ın önünü açar mı? 
İslam’a karşı İslam’ın kullanılması olan “Ilımlı İslam” projesinin aktörlüğünü yapan Feto’nün Türkiye’de işlediği cinayetler ve tertip ettiği darbedeki vahşetinin bugün Suudi versiyonu yaşanıyor. Bu vahşetler ve karanlık ilişkiler giderek tüm devletlerin daha da dikkatle izlediği ve “tehlikeli” örgütlenme olarak nitelediği “Ilımlı İslam” operasyonunun ömrünü ve akıbetini belirleyecek öneme sahiptir. “Ilımlı İslam” adı verilen yeni ideoloji ve örgütlenmenin ve örgütün Türkiye’dekine benzer operasyonları acaba başka devletlerde de işlenmiş midir, bunlar yakın gelecekte ortaya çıkacaktır. 
“Ilımlı İslam”  uluslararası operasyonların yeni bir aparatı olarak tanımlandığına göre bu süreç yeni bir küresel propaganda ve şiddet dalgası ile birlikte mi seyredecektir, stratejik soru budur. “Ilımlı İslam”ın “radikal İslam”dan farksız hale gelmesi ile yeni bir sürecin başladığını açıkça tespit edilebiliriz. Bu süreç Türk modernizminin ve laikliğinin küresel bir zemine arzını zaruri kılmaktadır. Bu zeminin İslam tabanlı olması kaçınılmazdır. Fakat diğer din ve inanç gruplarının da bu deneyimden alacağı hisseler vardır. Şüphesiz Türk modernizmi ve laikliğinin tarihteki en önemli ismi Gazi Mustafa Kemal’dir, bugün ise her türlü itirazlara rağmen Sayın Erdoğan’dır. Bu ifadenin son zamanların ürettiği bir gerçeklik olduğu ve objektif olduğu da kuşkusuzdur. 
Önceki iki yazımızda dünyanın Suudi Arabistan, Mısır ve Fetö bağlamında yeni bir sürece girdiğini ifade etmiştik. Bu süreç Türkiye’nin yakın tarihinin tüm ülkeler ve milletler tarafından yeniden ele alınmasını zaruri kılacaktır. Türkiye’nin yakın geçmişi daha objektif irdeleme ve araştırmalara tabi tutulacaktır. Türkiye’nin bu kritik süreci başarı ile yürütmesi halinde gelecek zamanlar gerçekten de Türkiye’nin güneş gibi ufuktan doğmasının hikâyesi ile meşgul olacaktır. 
Perşembe günü bu seriyi bitirelim. 

Ömer Özkaya Diğer Yazıları

Asya’nın kapısı (2) 

22 Kasım 2017

Suud’da olanlar (5) 

18 Kasım 2017

Suud’da Olanlar (4)

15 Kasım 2017

Suud’da olanlar (2) 

11 Kasım 2017

Suud’da Olanlar (1) 

08 Kasım 2017