YAZARLAR

Yeni bir casuslar toplumu ve uluslararası ilişkiler rejimi  (3) 

Savaşların en baskın karakterlerinden biri her an sürprizlerin yaşanmasıdır. Sorun Akdeniz olunca bu sürprizler olağan ve sıradan hale gelir. Nitekim New York Times gazetesi, ABD’nin Suriye'den çıkmaması gerektiğine dair manşetler atıp, analizler yazarken, eş zamanlı olarak Trump, ABD’nin Suriye'den çıkacağını açıkladı. Bunun gibi daha ne sürprizler yaşanacak. Çünkü istihbarat ve diploması mekanizmalarının, sürekli değerlendirmeler yaparak, anlık analizler ve anlaşmalarla herkesi ters köşe yapan açıklamaları böyle dönemlerin tipik özelliklerinden biridir. 

Akdeniz havzasındaki, Fransız nüfuz sahasındaki ülkelerde ABD’nin yürüttüğü siyasete ve diplomasiye Fransızlar nerede ise hiç tepki vermemişlerdir. Bu durum, ABD-Fransız rekabeti olarak değerlendirilmiştir. Batı dünyası arasındaki rekabet, bilinmeyen bir şey değildir. Bu öngörülebilir “resimler” üzerinden yeni uluslararası ilişkiler rejimini kavramak imkânsızdır. 

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi bu yeni dönemin senaryoları üzerinde uzun süre çalışıldı. Batı'nın bu senaryolardaki rol dağılımı, toplu konsensüsler üzerine değil, tam tersine derin ihtilafların vurgu yapılarak gündemde tutulması ve işbirliğinin daha görülmez hale getirilerek yeni uluslararası ilişkiler rejiminin somut ve tanımlanabilir olmaktan uzak bir karaktere sahip olmasını temin etmektir. Zaten bu da sürprizler atmosferinin oluşturulması ve böylece klasik istihbarat, diplomasi ve uluslararası ilişkiler paradigmalarının sahte bayrak olarak kullanılarak rakiplerin, düşmanların ve rol dağılımı içinde olmayanların şaşırtılması hedeflenmektedir. 

Gerçekten de bir yandan geleneksel klasik dış politik ilişkiler yürütülecek fakat arka planda gerçek oyun, rakip istihbarat ve diplomasi toplumunun dikkatlerinden kaçırılarak oynanabilecektir. Bu hususun çok iyi senarize edildiğini zaten ilk iki yazıda belirtmiştik. Dolayısıyla neyin gerçek neyin yalan olduğunun tespitinin imkânsız olduğu bir sürece girmiş durumdayız. 

Batı'nın Akdeniz ile şekillendiğini, dünyanın hep Akdeniz’de olup bitenlerle yeni dönemlere girdiğini, dolayısıyla Akdeniz’in coğrafi bir kavramdan çok dünyanın yeni yapısı ile ilgili çeşitli kodlar, şifreler ve konseptler içeren ekonomik, finansal ve ticari planlamaların yeni uluslararası ilişkiler konsensüslerinin parolası olduğunu vurgulamak kaçınılmazdır. 

Akdeniz; Batı’da Kaliforniya, Doğu’da Tokyo, Kuzey’de Kuzey Kutbu, Güney’de de Antarktika’dır. Yani diğer bir tabirle dünya ile eş anlamlıdır. Bu anlaşılmadan bölgemizde ve dünyada olup bitenleri herkes yanlış değerlendirmek zorunda kalacaktır. 

Yeni casuslar toplumu, bu kavramsal jeoekonomik, jeoticari ve jeofinansal tabloyu özümseyen ve bunu realize etmeyi amaçlayan bir görev tanımı ile hareket edecektir. Yeni uluslararası ilişkiler rejiminin bu karakteri yeni blokları da oluşturmaktadır. 

Rusya’nın çok baskın bir füze teknolojisi ile küresel bir meydan okuma yapması da Akdeniz’den ve uluslararası ekonomik, finansal ve ticari ilişkiler senaryosundan bağımsız değildir. Kuzey Kore liderinin Çin’e yaptığı ziyaretle de, küresel içerik taşıyan füze tehdidi sayısı ikiye çıkmıştır. Kuzey Kore artık Çin’in ellerindedir. Bu aslında asimetrik bir güç dengesinin ortaya çıkışının da habercisidir. 

Küresel sistem “itlaf” etmek istediği toplulukların varlığına muhtaç hale getirilerek yeni bir paradoks daha oluşturmaktadır. Pazarı ve tüketiciyi, kaliteli-kalitesiz “tanrı” yapmaktadır. Bu “tanrı” İkinci Dünya Savaşı ile bugünkü dünyanın kuruluşunu yapmıştır. Bugün de bu” yığınlar”, ileri teknoloji ürünleri üretseler de egemenler için piramidin zeminini oluşturmaktadır. 

Perşembe günü devam edelim.

Ömer Özkaya Diğer Yazıları

Adnan Oktar’ın suçu 'Kimlikte sahtecilik’

18 Temmuz 2018

Operasyon 

18 Temmuz 2018

İnsanın geleceği 

15 Temmuz 2018

Evrenin dili

14 Temmuz 2018

Ortak köken 

11 Temmuz 2018