YAZARLAR

Yeni bir casuslar toplumu ve uluslararası ilişkiler rejimi  (5) 

Çin ve ABD arasındaki “ticaret savaşları” yeni uluslararası ilişkiler rejiminin siluetini büyük ölçüde ortaya çıkarmaktadır. Çin ve ABD’nin ticari, ekonomik ve finansal iç içe geçmişliği bu kadar karmaşık ve yoğunken gümrük duvarlarını yükseltmek olağanüstü derecede absürttür. 

Bu noktada bilinmesi gerekenlerin başında ABD’nin Vietnam Savaşı’ndan beri derslerini gerçekten de çok iyi çalışıyor olması gelmektedir. Bunun en güzel örneğini de Birinci Körfez Harekâtı’nda Bush’un liderliğinde yürütülen hazırlık aşamasında görmek mümkündür. O günden bugüne bu çalışmaların daha da nitelikli hale geldiğinin birçok delili bulunmaktadır. 

Dolayısıyla yeni casuslar toplumunu ve uluslararası ilişkiler rejimini tanımlamak için ABD’nin 28 ülkeyle koalisyon kurarak yürüttüğü Birinci Körfez Harekâtı’nı, yani Kuveyt’in Irak işgalinden kurtarılması sürecini en ince detayına kadar nitelikli bir analize tabi tutmak çok öğretici olacaktır. 

Suudi Arabistan'ın, Çin’in, Fransa’nın, İngiltere'nin, İran’ın, Suriye’nin, Ürdün’ün, Mısır’ın ve Türkiye’nin özellikle de İsrail’ in o dönemdeki statüleri, yeni sistemin tüm işaretlerini vermektedir. 

ABD, Birinci Körfez Harekâtı’nda İslami Asya ve İslam dünyasındaki İngiliz ve Fransız sömürgeleri ile İngiliz ve Fransız ordularını aynı koalisyonun içinde bir araya getirerek Arap dünyasına zihinsel bir format atmıştır. O format bugünkü İslami Asya'daki Suudi Arabistan'ın, Mısır’ın ve BAE’nin, Bahreyn’in ve Kuveyt’in pozisyonunu kalıcı hale getirmiştir. Bu tabloda o dönemki SSCB’nin yeri ve misyonu da yeterince açıktır. 

Bugün küresel bir ticaret savaşları sürecinden bahsedilecekse, bunun tasarımı ve inşası uzun süreli titiz bir ince işçilik ile mümkün olmuştur. Çin ve ABD’nin; ekonomik, finansal ve ticari kutbunu, Rusya ve ABD’nin; jeopolitik, jeostratejik ve ileri teknoloji ürünü silahlar ile askeri, diplomatik ve istihbâri kutbunu oluşturduğu yeni bir uluslararası ilişkiler rejimine istikrar kazandırılmak istenmektedir. Teostratejik kutbu da ABD, Suudi Arabistan, Mısır, İsrail ve İran’ın temsil edeceği tasarlanmıştır. Bu uluslararası ilişkiler rejiminin rol dağılımındaki dengesizlikler de Akdeniz'deki final sahnesinde giderilecektir. 

İşte tam bu noktada İran, Rusya ve Türkiye’nin Suriye ve İslami Asya bağlamında geliştirmeye ve inşa etmeye çalıştığı jeopolitik birliktelik, bir hayli ilginç bir tablo oluşturmaya adaydır. Bu tablo yeni uluslararası ilişkiler rejiminin en stratejik ve en hassas alanı olma hüviyetini taşımaktadır ve bu tablo dünyanın eksenini belirleme potansiyelini de içermektedir. Bu dördüncü pakt, gerçekten de dördüncü türden ve ilk rastlanılan olası bir pakttır. 

Türkiye’nin, Rusya ve İran ile Suriye, Kafkaslar, Balkanlar, Ortadoğu ve Avrupa bağlamında jeoenerji, jeopolitik ve jeostratejik ve jeoaskeri dokuya sahip yoğun işbirliği, AB ve ABD’yi, İngiltere, Fransa ve Almanya’yı yeni bir tutuma, yeni bir İran, Rusya ve Türkiye analizine kaçınılmaz olarak yöneltecektir. İşte bu analiz konusunda bir mutabakat yoktur, bu sebeple de yeni uluslararası ilişkiler rejiminin adı henüz yoktur. Fakat yeni uluslararası ilişkiler rejiminin en önemli ilk üç parametresi çok net şekilde oluşmuştur. İlki enerji, ikincisi “pazar” ve üçüncüsü de din/mistizmdir. Bunun peşinden gelecek parametreler ile yeni uluslararası ilişkiler rejiminin ve yeni casuslar toplumunun iştigal alanı, tümü ile 25 yıllığına tanımlanmış olacaktır.  

Bu tablo Türkiye’nin bölgesel ve küresel ağırlığını teyit eden ve gelişmesini garanti altına alan içerikler tartelasına sahiptir. 

(Bitti) 

Ömer Özkaya Diğer Yazıları

Adnan Oktar’ın suçu 'Kimlikte sahtecilik’

18 Temmuz 2018

Operasyon 

18 Temmuz 2018

İnsanın geleceği 

15 Temmuz 2018

Evrenin dili

14 Temmuz 2018

Ortak köken 

11 Temmuz 2018