YAZARLAR

Askerî harekât kadar algı yaratmak da önemli 

20 Ocak’ta başlatılan askerî harekât devam ediyor. Yabancı coğrafyada devam ettirilen askerî harekâtlarda istenilen neticeler çok çabuk alınamaz. Harekât planları, istihbarat verileri göz önüne alınarak, riskleri de hesaplayarak yapılır. Sahaya inilince, hesapta olmayan durumlarla karşılaştıkça, bu planlar revize edilir. 

Bu nedenle operasyonlar, istenildiği, daha önce hesaplandığı zaman diliminde bitirilemez! 

Bu, işin askerî harekât yönü! 

Askerî operasyonlar başlatıldığında, bunun yanında içte ve dışta oluşacak algıyı da kontrol etmek, hatta yönlendirmek de önemlidir. Bu genel kural, dünyanın her tarafında geçerlidir. 

Afrin’e yapılan bu operasyonun askerî yönü kadar, içte ve dışta oluşacak olumsuz algıyı, Türkiye’nin kontrol altına alması da o derece önemlidir; hatta askerî operasyondan da önemlidir. 

Türkiye, sadece sınırlarını tehdit edecek bir terör yapılanmasını önlemek gayesiyle bu operasyonu yapıyor olsa da, bu gerçek dışarıda, başta Feto'cular olmak üzere, Türkiye düşmanı karanlık güçler tarafından çarpıtılacaktır. Bundan hiç kimsenin, zerre kadar şüphesi olmasın!.. 

Fransa’nın, Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu’na çağrıda bulunması, bu konuda işaret fişeği kabul edilmelidir. Batı medyasını takip edin, PKK yandaşlarını ve FETÖ üyelerini de göz önünde tutun!.. 

Dışarıda yaratılan algıyı dengelemek veya en azından etkisini sınırlandırmak için devletin ilgili birimleri çok hızlı bir şekilde organizasyona başlamalı!.. 

İçeride yaratılacak olumsuz bir algı dalgası, kesinlikle 2019 seçimlerine damga vuracaktır. Bu nedenle üç noktaya çok dikkat edilmelidir: 

1. Bu askerî harekât, iktidar tarafından iç politikaya bulaştırılmamalı, 1974’te Ecevit’in Kıbrıs Barış Harekâtı’nı iç politikaya bulaştırarak düştüğü hataya düşülmemelidir. 

2. Muhalefetle uyumlu bir süreç yürütülmelidir. Muhalefet buna uymasa da, iktidar, ağırbaşlılığını muhafaza etmeli… Millet bunu görür ve değerlendirir. 

3. Muhalefet, HDP’nin düştüğü hataya düşerek, Kürt vatandaşlarımızı tahrik yoluna sapmamalı!.. Bu, ona hiçbir şey kazandırmaz. 

Bu noktaya iktidar da dikkat etmeli: Türkiye, Afrin’deki Kürtlere karşı bir askerî harekât yürütmüyor. ABD’nin bölgedeki emperyalist politikalarının hedefe ulaşması için PYD terör örgütü taşeronluk yapmaktadır. Türkiye, bu taşeronluğu önlemek ve dolaylı olarak da ABD’nin bölgedeki planlarının başarıya ulaşmaması için uğraşmaktadır. 

Bu harekâtın başarılı olması, tüm Suriye halkının; Arapların da, Kürtlerin de, Türkmenlerin de hayrına olacaktır!.. Yakın gelecekte Suriye Kürtlerinin başına gelecek felaketleri önleyecektir bu askerî harekât!.. 

Bu konu, özellikle Kürt vatandaşlarımıza çok iyi anlatılmalıdır!.. Yaratılacak algı nedeniyle, kardeşlik hukukumuz yara alırsa, bu bütün Türkiye’yi üzer. 

Aman dikkat!.. 

Prof. Dr. Mehmet Çelik Diğer Yazıları