yazarresmi
Prof. Dr. Mehmet Çelik

mehmetcelik@gunes.com

16 Haziran 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Bereket Konvoyu Evlâd-ı Fatihan diyarlarında

Bayrampaşa Belediyesi tam 13 yıldır Balkanlarda Bereket Konvoyu projesiyle her Ramazan ayında iftar sofraları ve kültürel etkinler yapmaktadır. Bu Ramazan’da Karadağ’da, Rojaye’de, Sırbistan Belgrad’da, Sjenica’da, Bosna-Hersek’te Maglaj ve Zirinice’de, Kosova Prizen’de… iki bin kişilik iftar sofraları düzenledi. Sırada Makedonya, Yunanistan, Bulgaristan var… Kısaca 30 gün boyunca Balkanlarda her akşam bir yerde bu etkinlikleri düzenleyecek. 

Bu iftar sofralarına ve etkinliklere sadece “Ramazan Penceresi”nden bakanlar, bunu normal, Ramazan’a has ve bir amel-i salih faaliyeti olarak görürler. 

Mahalli ve sığ siyaset penceresinden bakanlar da, bunu belediyenin popülist bir faaliyeti olarak algılarlar!.. 

Bayrampaşa Belediyesi’nin 13 yıldır devam ettirdiği bu faaliyetlere, devleti yönetenlere ve uluslararası siyasetle uğraşanlara, farklı bir pencereden bakmalarını tavsiye ederim. 

Şöyle ki: 

Sınırlarınızı tel örgülerle ve gözetleme kuleleriyle ve mayın tarlalarıyla koruyamazsınız… Daha doğrusu bunlar yeterli değil… 

Fiziki koruma tedbirlerinizin yanında, sınırlarınızın ötesindeki coğrafyalarda, siyasal, sosyal ve kültürel tahkimatlar yapmalısınız. Örneğin Türkiye, güneydeki sınırlarını Irak ve Suriye coğrafyasında siyasal, sosyal ve kültürel tahkimatlarla güçlendirmeli, Rumeli’deki sınırlarını da Balkan coğrafyasında siyasal, sosyal ve kültürel tahkimatlarla güçlendirmelidir. 

Bayrampaşa Belediyesi’nin Balkanlardaki Bereket Konvoyu projesi, bu sosyal ve kültürel tahkimat kısmına girer. Balkan ülkelerinde yaşayan Müslümanlar, bugün hangi ülkenin vatandaşı olurlarsa olsunlar, bu iftar sofraları ve beraberindeki etkinlikler, buradaki insanlarla Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan insanlar arasında gönül köprüleri inşa ederler. Bu gönül köprülerinden karşılıklı olarak dini hissiyatımızın, tarih şuurumuzun ve kadim birlikteliğimizin mana nehirleri buluşur. Bu nehirler ve ırmakların suları bir gölgede toplanıp, birbirine karışır. Kadim coğrafyamızın sokaklarında ayak izlerimiz, evlerinde tarihi birlikteliğimizin müşterek duaları sevinç gözyaşlarına karışarak, sofralara iner!.. Bu iftar sofralarına oturanlar, TİKA’nın restore ettiği Osmanlı camilerinden duyulan akşam ezanı sadasıyla, oruçlarını Türkiye’den gelen iftariyeliklerle açanların midelerine bu gıdaların maddi lezzetleri inerken, ruhlarının en ücra zerrelerine Sultan Muradların, Fatihlerin, Kanunilerin tarih şuuru depolanır. 

Aziz kardeşim Atila Aydıner, bilmem bu yaptıklarının farkında mısın?.. 

Seni can-ı gönülden tebrik ediyor, gözlerinden öpüyorum. Cenab-ı Hak sana bu aziz vatanın sınırlarının Balkanlar’daki kültürel tahkimatı görevini vermiş, bunu unutma!.. 

Devam et, bu kutlu misyon için terini akıtmaya devam et!.. 

Rabbim, bu mazlum ve mahzun Evlâd-ı Fatihan’ın gönüllerine tahrip olmuş köprünün restorasyonunu sana nasip etti!.. 

Bu mutluluk sana yeter!..