yazarresmi
Prof. Dr. Mehmet Çelik

mehmetcelik@gunes.com

06 Eylül 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Durum daha da kötüleşmiş!

Geçen yıl Kurban Bayramı’nı baba evinde, Elazığ’da geçirmiştim. Hem bayram olması münasebetiyle, hem de sık gidemediğim için, başta akraba-yı taallukat olmak üzere, eş-dost, arkadaş-tanıdık… çok sayıda ziyaretçim oldu. 

Bayram olmasına rağmen, bu ziyaretlerin ana konusu yine FETÖ idi. Kimi ne olacak bu işin sonu diye sohbetin kapısını açtı,  kimi de çocuğunun, yeğeninin, kocasının… mağduriyetini anlattı. 

Hepsinin derdi, acaba yüreklerine su serpecek bir bilgi edinebilirler miydi benden… 

26 Ağustos Malazgirt Zaferi Etkinlikeri’ne katıldım ve oradan Elazığ’a geldim. Bu sefer biraz fazla kaldım. Çeşitli vesilelerle hemen hemen herkesle konuştum. Geçen yıla göre daha yoğun ve travmalara dönüşmüş aile yapılarıyla karşılaştım. 

Bu travmanın ve bu ailelerin psikolojilerini daha iyi anlamak ve her geçen gün bu ailelerin psikolojilerinin nasıl bozulduğunu mukayese açısından geçen yıl bu konuda kaleme aldığım yazımı ilgililerin dikkatlerine bir kez daha sunmak istiyorum.

At İzi, İt İzi ve Küçük İsmaillerin Feryatları

15 Temmuz darbe girişiminin acıları, bu bayramı herkese zehir etti. Türkiye’de yaklaşık 80 milyon insan yaşıyor. Bu, ortalama 20 milyon aile demektir. Nereden bakarsanız bakın, bu 20 milyon ailenin 15 milyonu bu FETÖ darbesinden zarar gördü… 

FETÖ’nün hedef kitlesi, dindar kesimdi. Bu yaklaşık 15 milyon ailenin her birinden, şu veya bu şekilde bir veya birkaç kişi, bu örgütün ağına takıldı. Her takılan kişinin akraba ve taallukatıyla çevresi 30-40 kişiden oluşmaktadır. Ve bu 15 milyon ailenin yüzde 80’ni AK Parti seçmenidir. Darbe sonrası takip edilen süreç, bu tabanı bir travmaya mahkum etmiştir. Bu yöntem, sağlıklı bir sürece dönüştürülmezse, bundan en büyük zararı, AK Parti görecektir. Zira bu tabandaki travma, hızlı bir şekilde “öfke” nöbetlerine dönüşmektedir. 

Bayram münasebetiyle uğradığımız evlerde veya bize gelen ziyaretçilerde travma, gözyaşı ve öfke sular-seller gibi ortalığı nefes alınmaz duruma getirdi. Bu Kurban Bayramı’nda bir “İsmail” gitmiş, binlerce bebek çağda İsmailler ortalıkta boynu bükük dolaşmaya başlamıştı. 

Daha önceki yazılarımda da altını çizdim: Örgütün omurgasını “Piramidin Ortası” teşkil etmektedir. Bunlarla mücadele en ciddi şekilde ve sonuna kadar yapılmalı ve hak ettikleri en ağır cezalara çarptırılmalı… 

Örgütün tabanını oluşturan sıradan insanlar, bunlar dini hassasiyetle cemaate yaklaşmış, çocuğunu dershanesine-okuluna göndermiş, Bank Asya’dan kredi kartı kullanmış, sendikasına üye olmuş, gazetesine abone olmuş… Bir sürü dini hassasiyetli salaklardır, beyinsizlerdir, aklını kiraya vermiş ahmaklardır. Hâla, şu melun darbeden sonra bile, Pensilvanya Kıtmirine “Mehdi” gözüyle bakanlar da az değildir. Bu insanlar, benim gözümde hem hukuk açısından, hem de Allah’ın indinde dini açıdan bir sorumluluk taşıma vasfını kaybetmişlerdir. Cenab-ı Hakk’ın, dinin emir ve yasaklarıyla mükellefiyet şartı “akil ve baliğ olma” vasfını “akil” şartını kaybetmişlerdir. 

Bu beyinsiz kitlelerden mesela öğretmen olan, karı-kocayı işten atmanın, geride 2-3 küçük çocuğu kimsesiz bırakmanın faturası, 30-40 kişilik akraba-yı taallukatı çevresinde “zulüm” olarak addedilmekte ve daha düne kadar AK Parti için canını verecek psikolojide olanlarda “öfke”ye dönüşmektedir!.. Kısaca söylemek istediğim şu: Tabanı oluşturan bu beyinsiz sürüyü “itirafçı” kategorisine alın, örgütün omurgasını teşkil eden Piramidin Orta Kısmı’nı oluşturanlar hakkında bunlardan ipuçları elde etmeye çalışın… Hedef, örgütü çökertmek olmalıdır!.. Bu beyinsiz tabandan 50.000 kişiyi işten atsanız ne olur, hapse tıksanız ne olur!.. Kaleyi hedef alın, surların çevresindeki çalı-çırpıyı değil!.. On binlerce çocuğu ana-babasız, aç ve sefil bırakmayın!.. Anne-babaları düşünün; yılanın yavrusu bile kendisine hoş gelir. Bu gerçeği unutmayın lütfen!.. 

Mutmain olmanız için 15 Temmuz gecesi şehit olan 241 kişinin, yaralanan iki bin kişinin yakınlarından bazılarının bile bu pisliğe bulaştıklarını göreceksiniz. Bu şehit aileleri kendi acılarının yanına, bu salakların mağduriyetlerini eklediklerini de göreceksiniz!.. 

Bu süreç, savcı-hakim ve emniyet müdürleriyle tek başına yürütülemez. Hepsinin psikolojisi bozulmuş durumda… 

Önlerine gelen herkesi tutuklamak zorunda kalıyorlar. Çünkü bunda kendileri için bir risk yok… Ama bıraktıkları her kişi, kendileri için risk taşımakta… Rakipleri pusuda ve FETÖ'cü damgası ellerinde!.. Bu psikoloji ile yaş-kuru birbirine karışır, sap-saman ayrıştırılamaz!.. 

Binlerce İsmail yaratmayın, Lütfen!.. 

***

Bu yazı 2016 yılının Eylül ayında yazılmış, şimdi 2017 Eylül ayındayız. Şu bir yılı ciddi bir şekilde analiz etmekte fayda var. Dün bu ailelerdeki travma acaba bugün hangi seviyeye ulaşmış durumda? 

Bunu iyi analiz edemezsek, geleceği net göremeyiz.