yazarresmi
Prof. Dr. Mehmet Çelik

mehmetcelik@gunes.com

15 Kasım 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Evde dirlik olmayınca 

Bu tabiri herkes bilir… 

Herkes, bu tabirin arkasına yüzlerce cümlecik ekleyebilir. 

Sadece aile üzerinden birkaç cümle kurarak bir hatırlatmada bulunalım: Evde dirlik olmayınca, ailede huzur kalmaz. Ailece içinde huzur kalmayınca da, her şey alt-üst olur. Ne düzen kalır, ne huzur kalır, ne de mutluluk… Önce aile kırk parçaya bölünür; ekonomik çarkı bozulur, birlik ve bütünlükten oluşan gücü kaybolur… Sonunda da aile parçalanır, yok olur, gider!.. 

Devletler de böyledir. Tarih bunun yüzlerce örneğine şehadet eder. Yüzyılın başında koca bir imparatorluk kaybettik. Bu kaybı sadece savaş meydanlarında maruz kaldığımız mağlubiyetlerle açıklayamayız, o mağlubiyetler sadece sonuçlardır!.. 

O günün şartlarında, zar-zor yeni bir devlet kurduk… 

Tarih, sadece övünülecek sayfalardan ibaret değildir. Bir de ondan dersler çıkarmak gerekir. Tarihten ders alamayan toplumların istikbalde de de aynı hatalara düşmesi kaçınılmazdır. Unutmamak lazımdır ki tarih, hem iyi yönleriyle, hem de her türlü kötü virüsü taşıyan genleriyle de gelecek nesillerine tevarüs eder. Bu virüslerden ders çıkaran yeni nesiller, eskisinin hastalıklarına yakalanmazlar. Ders çıkarmayanlar ise, yeni bir çehreyle tevarüs eden o eski hastalıklarla boğuşup dururlar. 

19. yüzyıldan itibaren imparatorluğumuzu yıkmak, tasfiye etmek isteyenler, önce ailemizin içine ellerini soktular. Yüzyıllarca zenginliğimiz olan farklılıklarımızı, çatışma unsurları haline getirdiler. Böylelikle önce bu koca ailenin dirliğini bozdular, sonra da formatlayıp çatıştırdılar. 

Ailede dirliği yok ettikten sonra, savaş meydanlarında finali gerçekleştirdiler. 

Asırlarca her etnik ve dini toplumlarla huzur içinde yaşayan koca bir coğrafya, kısa bir süre sonra birbirine düşman kesildi ve birbirlerini boğazlamaya başladılar. Sadece Dimitri ile Mehmet, Agop ile Ahmet birbirine düşman olmadı, Mehmet’le-Muhammed de birbirine hasım oldular!.. 

İmparatorluğumuz tasfiye edilince, Anadolu’ya sığınıp yeni bir devlet kurunca, bir daha bu tür şeylerle karşılaşmayacağımızı zannettik… Artık bir ulus devlettik… Mehmet’le Agop’un derdi de bitti zannettik!.. Aileye dirlik geldi vehmine kapıldık!.. 

Artık, içimize kimsenin elini sokamayacağını düşündük!.. 

Yanıldık!.. 

Son 50 yılımıza şöyle bir göz attığımızda, yine birilerinin kaşıyacak malzeme bulduklarının farkına vardık… Şöylece kısaca bu son 50 yılı hatırlatalım… Sonra esas söyleyeceklerimizi söyleyelim! 

Devam edecek…