YAZARLAR

yazarresmi
Prof. Dr. Mehmet Çelik

mehmetcelik@gunes.com

21 Şubat 2018

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

ÖSO ve yerel lojistiğin önemi-7

Gelelim artık sadede! 

Türkiye, tıpkı ABD, Rusya ve İran gibi yerel bir lojistik güce dayanarak sahaya indi. Hem askerî açıdan, hem de uluslararası meşruiyet açısından bu şarttı!.. 

ÖSO veya yerel bir güç olmadan askerî müdahale yapmaya kalksaydınız; 

a- Askerî açıdan yabancı bir coğrafyada başarı sağlamanız çok güçleşirdi, başarsanız dahi sürdürülebilirliği olmazdı. 

b- Uluslararası meşruiyet dayanağınız zayıf kalırdı. Dış ülkelerden gelecek baskı karşısında zora girerdiniz!.. 

Bu nedenle ÖSO veya başka bir yerel lojistik güçle birlikte hareket etmeniz kaçınılmazdı! 

Kemal Bey’in “Peygamber ocağı olarak bildiğimiz ve her zaman kahramanlıklarıyla övündüğümüz ordumuzun başarısını Özgür Suriye Ordusu’na devretmek istiyorlar. Ordumuz, ÖSO’nun ardına neden gizlenir? Bundan rahatsızız. İkisinin birlikte anılması da ağırıma gidiyor. Siz operasyon yapıyorsanız bunu kendi silahlı birliklerinizle yaparsınız. TSK yedek ordu gibi gösteriliyor…” lakırdıları, sokak muhalefetinin hoşuna gidecek, beyniyle düşünmeyen gariban kitlelerin şuur altlarını kekleyecek ucuz iç polemik laflarıdır!.. 

Aklı, fikri, ruhu Esad diye çırpındığının, şuurlu sokak sakinleri farkındadır. Suret-i haktan görünerek önce ordumuzu yüceltme cümleleri kuruyor, arkasından dolanarak Mehmetçiğin yerel lojistiğinin altını oymaya çalışıyor!.. 

Kemal Bey’in nasıl askerlik yaptığını bilmiyorum. Bu söylediklerini, bu alandaki bilgisizliğine, cehaletine veriyorum. 

Eğer cehalet değilse, iş ihanete kadar gider ki, bunu düşünmek bile istemiyorum. 

Peki, nedir Kemal Bey’i bu çıkmaza sokan? 

Bence ne cehalet, ne hıyanet! 

Kemal Bey, eğer bu harekât başarıya ulaşırsa, Erdoğan’ın bunun üzerinden sağlayacağı siyasî rantı düşünüyor! 

Başta kendisinin ve CHP sözcülerinin ipe sapa gelmez demeçlerinin asıl sebebi bu… Bunu, belli de ediyorlar. 

Kemal Bey’in ve CHP sözcülerinin böyle bir düşünceden rahatsız olmaları, siyasî endişeler duymaları normaldir. Ama karşı çıkış jargonları yanlıştır! 

Afrin Harekâtı başlar başlamaz, siyasî iktidara bunu iç siyasete taşımamalarını yazdım. Ana muhalefet partisini her kademede bilgilendirmelerini, birlik-beraberlik fotoğrafı vermeleri gerektiğini belirttim. Eğer bu harekâtın başarısını iç siyasete malzeme yaparlarsa, Ecevit’in (Kıbrıs Harekâtı) ve Churchill’in düştükleri hataya düşebileceklerini de ihtar ettim. Ayrıca CHP’ye de, “muhalefet olsun” diye milletin büyük çoğunluğuyla ters düşerek savrulmamasını da tavsiye ettim. 

İktidar, işaret ettiğim noktalarda hassas duruşunu muhafaza ederken CHP, taşıdığı genlere yenik düşerek, maalesef savruldu! 

Bu konuda şu gerçeği CHP’lilere bir kez daha hatırlatayım: 

Tarih şehadet eder ki: Zaferlerin de mağlubiyetlerin de faturası liderlere kesilir… Bu gerçeğin önünü kesmek için ipe sapa gelmez lakırdılarla konuyu saptırmaya kalkmak, gerçeğin üzerini örtmeye çalışmak, nafile bir çabadır, ters teper! 

Bu nedenle ne iktidar bunu siyasî ranta çevirmeye kalkmalı, ne de muhalefet elde edilecek başarıyı karalayarak itibarsızlaştırmalı… Bu iki tutum da ters teper! 

Eğer CHP bu yanlış ve çıkmaz sokakta ısrar ederse, millet nazarında şu algının inşasına harç taşımış olur: Kılıçdaroğlu ve CHP, Afrin Operasyonu’nun Türkiye’nin hezimetiyle sonuçlanması ve böylece Erdoğan’ın 2019 seçimini kaybetmesi için gece gündüz dua etti, durdu! 

Bu çok ağır bir algı/itham olur… CHP, kendi eliyle bu algının oluşmasına meydan vermemelidir! 

Hem askerimizin, hem mevcut siyasî iktidarın yanında kıvırmadan, yalpalamadan dik durmalıdır… Böylece başarının ranta dönüşecek yüzdesini de düşürür! 

Bugün bulunduğu noktada ısrar ederse, hem milletten tokat yer, hem de siyasî iktidarın değirmenine su taşır!.. 

Bunları yazmamın sebebi, güçlü ve sağlam duran bir muhalefetin ülkenin gelişmesine olumlu katkı yapacağına inandığımdandır. Ülkenin geleceği ve çıkarları benim için her şeyden önce gelir… 

(Devam Edecek)

Prof. Dr. Mehmet Çelik Diğer Yazıları