• Bist 100
    86.072
  • Dolar
    6,0835
  • Euro
    6,8198
  • Altın
    251,3102
İstanbul
17 / 29
0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA

YAZARLAR

Siyaseti, tribünlere bulaştırmayın!

Çocukluğumdan beri bazı siyasetçilerden şu sözleri çok duydum: Siyaseti Camiye, Okula, Kışlaya sokmayın! Evet, bu söz çok doğru bir sözdü, doğru olmasına doğru da, bu doğruya hiçbir siyasetçi uymadı. 

Osmanlı Devleti’nin tasfiyesi sürecinde, Orduya bulaşmış siyaset, bu dağılışın/yıkılışın en önemli iç sebebi olmuştu… Bu nedenle Cumhuriyet’in kurucu kadroları 1950’lere kadar bu noktada titiz davrandılar diyebiliriz. 

1950’lerden sonra durum değişti. CHP muhalefete düşünce, halkın oylarıyla bir daha iktidara gelemeyeceğini anlayınca, kepçe gibi kışla ve okul kazanına elini daldırdı. 1960 askeri darbesi böyle geldi… Ordunun açıktan açığa siyasete bulaşmasının en ilginç örneği ise 28 Şubat sürecidir. Özellikle Cumhuriyet Mitingleriyle, CHP’nin arka bahçesi gibi bir görüntü verdi. Muhalif görüntüsü Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığının ortalarına kadar da devam etti. 

Okulları, özellikle bazı üniversiteleri saymıyorum bile… CHP’nin Gençlik kollarından daha beter siyasi eylemleri, hala zihinlerde tazeliklerini korumaktadır. 

Ordu ve üniversiteler bu konuda durulurken, CHP, yeni bir kulvar açtı: Tribünler!.. 

CHP-HDP ve İP’in ortak adayı bir yandan sanat camiasını hareketlendirirken, bir yandan da Beşiktaş ve Fenerbahçe maçlarına giderek, tribünleri alevlendirmeye çalıştı. 

Bu strateji, ülkenin birlik ve bütünlüğü açısından son derece tehlikeli ve toplumsal faturası son derece ağır eylemlere sebebiyet verir!.. 

Stadın tribünlerini aşar, İstanbul sokaklarından taşar, tüm Türkiye sathına yayılır!.. 

Geçen gün Galatasaray’ın kongresinde Hayri Kozak adındaki GS üyesinin yaptığı konuşma kanımı dondurmaya yetti. 80’ini devirmiş bu vatandaş, bir spor kulübünün toplantısında olduğunu unutmuş, sanki CHP mitinginde konuşuyor gibi, İmamoğlu’na destek sloganları atıyor… Ve… evet ve… toplantıya katılanlar da alkışlıyorlar!.. 

Aklı başında bir yönetici eline mikrofonu alıp da, yapmayın beyler, burası bir siyasi partinin salon toplantısı değil. GS, sadece Türkiye sınırları içerisinde taraftarı olan bir takım değil, tüm dünya coğrafyasında tanınan ve taraftarı olan bir takım. Ayrıca şu salonda, çeşitli partilere gönül vermiş üyelerimiz var… mealinde yatıştırıcı, akl-ı selime davet edici birkaç cümle sarf eden de olmadı!.. 

Yazık!.. Bir GS’li olarak, çok üzüldüm… 

Bereket, halet-i ruhiyyemi düzelten bir yazı gördüm Habertürk’te. Sayın Altaylı da bu konuya değinmiş ve bu zatın karakterini fâş eden vurucu bir cümle de eklemiş yazısına: 

“Yönetimler kendisine bir paye vermişse, yönetimleri savunur, vermemişse en sert eleştirmendir!” 

Evet, karakteri bu… Ama 80 yaşını aşmış bir insan bunu yapmışsa, 20 yaşlarında tribündeki genç neler yapmaz ki?.. 

Burada GS yöneticilerine düşen görev, bu vatandaşın GS’yle bağını hemen kesmek!.. 

Tüm kulüp yöneticilerinin de bu konuda hassas olmaları!.. 

Her vatandaş, ülkenin birlik ve bütünlüğüne zarar verecek, toplumsal huzuru bozacak söz ve fiillerden uzak durmalıdır. Bu duruş, en hafif olarak kabul edilse bile, vatandaşlık hakkıdır!.. Bu hakkı ihlal etmeye de kimsenin hakkı yoktur, haddi de değildir!

Prof. Dr. Mehmet Çelik Diğer Yazıları