YAZARLAR

Terakki için değişim şarttır!

Her şey zaman ayarlıdır. Buna ister Sünnetullah deyin, ister Tabiat Kanunu! 

Vücudunuz da, aldığınız yeni elbise de, yaptırdığınız yeni ev de, zaman denen çarkın içinde erimeye mahkûmdur. 
Zamanın şartlarına göre yenilemezseniz, değiştirmezseniz, İlahî Kader veya Tabiat Kanunu tahakkuk eder. 
1923’te devleti yenileyerek yeni bir siyasal sisteme geçtik. Aradan yaklaşık bir asır geçti; dünya çok değişti, şartlar farklılaştı, insanlık yeni ve farklı bir dünyada yaşıyor artık! 
Biz, değişen dünyaya rağmen, yaklaşık bir asırdır kullandığımız sistemi korumaya çalıştık. Zaman zaman baskıcı politikalarla, bunlar yetmezse askerî darbelerle sistemi korumaya çalıştık!.. 
O’nu adeta bir “tabu” haline getirdik! 
Toplumun değişim isteklerini vatan ihaneti anlayışıyla mahkûm etmeye çalıştık! 
Bu anlayışımız bizi dünyadan kopardığı gibi, hem ülkemiz geri kaldı, hem insanımız mutsuz oldu. 
Bu mutsuzluk nedenleri, ülkemize yabancı ve karanlık ellerin girmesine zemin hazırladı. Bize de faturası ağır oldu bunun… Önce birbirimizi ötekileştirdik, sonra çatışmaya başladık… Kısaca tüm enerjimizi içerde birbirimizle çatışarak harcadık!.. 
Bu kaos arenasında nihayet bir adam çıktı… Tabulaşmış sistem anlayışıyla bıkmadan, usanmadan mücadele etti. 
Bu 16 yıllık mücadele sonucunda, tabulaşmış sistem anlayışını nihayet mağlup etmeyi başardı!.. 
Sistem açısından Cumhuriyet ve Demokrasi yerinde duruyor; kimsenin bu çarktan vazgeçmek gibi bir düşüncesi yok! 
Yeni sistemle, resmî adı Cumhurbaşkanlığı sistemiyle, çark yenilenecek, motor rektefe edilecek ve yola devam! 
Yeni kabine açıklanır açıklanmaz, telefonlarım sabaha kadar susmadı. Kabinede yer alan birkaç kişi (onlar da siyasî kimlikli) dışında, normal vatandaşlar kimseyi tanımıyordu ve kafalarında soru işaretleri oluşmuştu… 
Acaba başarabilecekler mi? 
Dilim döndüğü kadar, endişelerini gidermeye ve rahatlatmaya çalıştım!.. 
Başarılı olan kalır, başarısız olan gider! 
Yani endişeye mahal yok! 
Siyasal sistemleri tabu haline getirmenin anlamı yok!.. Apartman yönetimleri gibi algılamalıyız siyasal sistem ve kadroları!.. 
Muhalefete de bu yeni dönemde bir çift sözüm olsun: Yönetim çarkı bir talan sofrası değildir, olmamalıdır!.. O yerken, ben bakamam anlayışı artık tarihe gömülmelidir. Ülke yararına yapacağınız her muhalefetin halkta karşılığı olacaktır. Siyasî rekabet anlayışı ile yapacağınız muhalefet, halk tarafından ters tepilecektir. 16 yıllık bir tecrübeden hâlâ bir ders çıkaramıyorsanız, sizden ziyade bu ülkeye ve millete yazık!.. 
Ayrıca çocukça hareketlerden vazgeçin, üç-beş şizofren yandaşınızı tatmin reflekslerinizi de hemen terk edin! Nedir o Cumhurbaşkanı Meclis’e girerken ayağa kalkmama tripleri, kahve ağası demeçler!.. 
Ayıptır, yakışmıyor!.. 
Millete de tavsiyem: Sabredin, yeni hükumete zaman tanıyın! Başarılı olması için hepimiz üstümüze düşeni yapmaya çalışalım… Kazanan da kaybeden de sonunda biz olacağız… O kadar!.. 
En kötü senaryo ile yazımı noktalayayım: 
Olmadı, eh ne yapalım! 
Dört sene sonra değiştiririz, nokta! 

Prof. Dr. Mehmet Çelik Diğer Yazıları