YAZARLAR

Kök hücreyle sağlık bulun

Saç çıkarmadan, cilt gençleştirmeye kadar pek çok alanda kullanılan kök hücre tedavisi bel fıtığı, eklem ağrıları ve kalp damar sağlığında da olumlu sonuçlar veriyor.

AMELİYATSIZ TEDAVİ YAYILIYOR

Kök hücre tedavisi gittikçe doktor ve hastaların dikkatini çekmeye başlayan ve “rejeneratif tıp uygulamaları” başlığı altında mütalaa edilen yeni bir tedavi şekli. Gelişen tıbbi teknolojik olanaklar kök hücre (SVF) elde edilmesi ve uygulanması konusunda bizlere yeni ufuklar açmaktadır. Hücre kültürü yapılması yani kök hücrelerin çoğaltılması hususu Sağlık Bakanlığının iznine bağlıdır. Ancak dediğim gibi gelişen teknolojik olaylar Tıp da yeni tedavi alanlarını doğmasına neden olmaktadır. Kök hücre tedavisi aslında 1960’lardan beri uygulanan bir tedavi.

KEMİK İLİĞİ NAKLİ DE DENİLİR

Kemik iliği nakli olarak bilinen bu tedavi, önceleri lösemi hastaları için uygulanmaya başlamış ve olumlu sonuçları herkes tarafından kabul edilmiş bir yöntem idi. Son yıllarda ülkemiz sağlık uygulamaları açısından özellikle Ortadoğu, Avrupa ve Asyaya uzanan geniş bir yelpazede etkinliğini kanıtlamıştır. Neticede mekan, ekip ve ekipman olarak alt yapısını tamamlamış hekim yetenekleri ileri ile ön plana çıkmış bir ülke konumunda Türkiye. Genel sağlık uygulamalarına bir yenisini eklemek, günlük kök hücre uygulamalarının önünü daha da açacak formülleri devreye sokmak zorundadır.  Kapalı, halka arzedilmemiş endikasyonları uhdesinde tutan ve bu yüzden ciddi ekonomik girdi sağlayan Amerika ve Avrupa ülkelerine hata İsrail, Ukrayna ve Hindistan’a rakip olacak, insanımızın buralara gitmesini önleyecek, ülkemizde bu tedavileri görmelerini özendirecek tedbirleri de almak durumundayız.

FAYDALARI ÇOK 

Hazırlanıp vucuda verilen kök hücreler sadece vücudun iyileştirici gücünü harekete geçirmekle kalmayıp, aynı zamanda diğer kök hücreleri de hasarlanmış bölgelere  çeken, götüren kimyasalların salınmasına neden olan hücrelerdir. Bir anlamda  vücudun kendi şifa mekanizmalarını tetikleyen bir uygulamadır.  Kök hücre tedavilerinde  bilinmesi gereken farklı  kök hücre türlerinin vücudun farklı yerlerinden geldiği  ve farklı işlevler sağladığıdır. Bilim adamları, kök hücrelerin belirli ve sınırlı yeteneklere sahip oldukları düşünmekte, dokuya özgü kök hücrelerin iyileşme sürecinde oynayabileceği farklı rolleri araştırmaktadırlar. Kök hücreler, bir kelimeyle, “ayrışmamış hücreler”dir.  

Kök hücre tedavisi, nöropatik ağrılar, bel ağrısı, yıpranmış, kireçlenmiş diz, kalça ve diğer eklem sorunlarında iyi sonuçlar sağlıyor. 

Eklemlerdeki kıkırdak yapıları düzeltir, ağrıları giderir, hastaların protez korkularından kurtulmasını sağlar

EKLEM VE BEYİN DOKUSUNA ETKİLİ 

Bu hücreler salgıladıkları maddelerle (hormon, sitokin, exosome) iyileşme sürecine katkı sağlarlar.  Bu salgılar; hasarlı dokuda damarlanma artışına neden olur, o bölgedeki kök hücreleri uyararak onarıma katılmalarını sağlar ve bağışıklık sisteminin daha etkin çalışmasını temin ederler.  

Uygulama yolları: Hasarlı ekleme direkt uygulama, damardan sistemik uygulama, beyin dokusunu hedef alan özel sistemik uygulama. Bu tedavide yapılan işlem sadece kök hücre nakli değil bu hücrelerin uyku fazından uyanık iş görür faza getirilmesi prosedürüdür. Ayrıca eklem içersine kök hücre verilecek ise hastanın kendi yağ dokusundan özel olarak hazırlanan “otolog yağ grefti” eklem içine enjekte edilmektedir.

HANGİ HASTALIKLARDA OLUMLU SONUÇ VERİR?

- MS: Multipl Skleroz denilen bağışıklık sistemi hastalıklarında kemik iliğinden elde edilen mezenşimal kök hücreler faydalı olmaktadır. Kök hücre tedavisi MS hastalarında olumlu sonuçlar veriyor. Tedavi sonrası hastalık 1-2 yıl içerisinde geçiyor. 

- Serebral palsi: Bu vakalarda  yüzde 75 gibi yüksek oranda motor fonksiyon yani hareketlerde düzelmeler olmaktadır. Zeka faaliyetlerin artış ve bir kısmında da konuşma bozukluğunda düzelmeler olduğu rapor edilmiştir. Bu hastalarda kök hücre uygulaması sonrasında iyileşme 1 ay sonra başlamakta ve 6 ay içersinde şekillenmektedir. 

- Otizm: Otistik çocuklarda kök hücre tedavisinden 3 ay sonra öğrenme kapasitesinde artış, iletişimde artış, sosyal davranışlarında yüzde 60 civarında gelişme olmaktadır. 
- Parkinson: 15 hastanın 9'u bu tedaviden yarar sağlamaktadır. Uygulama sonrası iyileşme süreci yavaş gelişmekte 6 ayı bulmaktadır. İyileşme adına bu hastalar günlük aktivitelerde kendine yeterli hale gelebilmektedir.  

- Kalp Damar: Hastalar myokard enfarktüsü geçirmiş hastalarda bile anjio sırasında yada anjio yöntemi ile koroner damarlar içersine kök hücre verildiğinde çoğu hastalarda hasarlı bölgeler iyileşmektedir. 

- Burger Hastalığı: Sigara içenlerde görülen ayak damar bozuklukları şiddetli olduğunda ayak parmakları cerrahi işlemlerle kesilmektedir bazen diz üzerine kadar ayaklar kesilebilmektedir. Kök hücre tedavisi kandan ve damar çevresine verildiklerinde bu hastalar iyileşebilmektedir. 

KİREÇLENMEYİ YOK EDİYOR

Protezden kurtaran tedavi olarak kabul edilmekte olan kök hücre tedavilerinde en iyi sonuçlar eklem dejenerasyonu vakalarında alınmaktadır. Diz ve kalça eklemlerindeki, kıkırdak aşınmaları, kireçlenmeler bu tedaviden oldukça yarar görürler, hatta bugünlerde batıda diz, kalça protezlerinin alternatifi olarak sunulmaktadır kök hücre tedavileri. Bu bağlamda ekibimizin deneyimi konusundan bahsedecek olursak.

PROTEZE GEREK KALMAZ

2009'dan beri protez konması gereken ya da kendisine sizi artık protez kurtarır denen 650 civarındaki eklem dejenerasyonu olan hastalara uygulanan kök hücre tedavisi (uyandırılmış SVF) ile hastaların yüzde 85'i protez ameliyatı olmaktan kurtarılmıştır. Tek uygulama yeterli olmaktadır nadiren 2. Bir uygulama gerektiğinde bu kök hücrelere enjekte edildiği alanda özel bir uygulama ile 2. Bir uyandırma işlemi yapılabilmektedir. 2. uygulama ile hastaların çoğu iyileşmektedir. 

UYGULAMA ÖNCESİ HAZIRLIK 

Hastalar sabah hafif bir kahvaltı yapabilir sonrası sadece lokal anestezi yapılarak yaklaşık bir su bardağı kadar yağ aspire edilir, alınır. Eğer kemik iliğinden kök hücre hazırlanacaksa kalça bölgesindeki leğen kemiğinden yine bir bardak kadar kan, kemik iliği alınır. Ve labratuara teslim edilir.  Labaratuarda yaklaşık 4-5 saatlik bir işlemden sonra kök hücreler toplanır, konsantre hale getirilir ve organa has uyandırma yapılır. Kök hücreler uyuyan atıl, aktif olmayan hücrelerdir, hedef organa göre uyandırılmaları aktif hale getirilmeleri gerekmektedir. Eklemler için ayrı, sinir dokuları için ayrı uyandırılma prosedürü vardır. 

MERAK EDİLENLER 

Kök hücre nedir: Kendi vücudumuzda bulunan ve organ haline gelmemiş hücre gruplarıdır. 

- Nerelerde bulunur: Kök hücreler vucudumuzda hemen her dokuda bulunmaktadır.  n Tedavide önemi nedir: Dejenerasyona, yıkıma uğramış dokularda onarım, yenilenme sürecini başlatırlar. 

- Yan etkileri var mıdır?: Kişinin kendisinde var olan hücreler tedavide uygulandıklarında zarar vermezler. Bu durum bilimsel çalışmalarla da kanıtlanmıştır. 

- Kök hücreler kanser tedavisinde uygulanır mı?: Özel bir labaratuar düzeneği gerektiren bu uygulamalar dünyada gelişmiş birkaç merkezde uygulanmaktadır. Ancak bizler kansere spesifik uygulama yapmıyoruz. Remisyonda olan yani kemoterapi yada radyoterapi tedavilerinden sonra hasta iyileşmiş ve bu süre 5 yılı geçmiş ise bu vakalarda da kök hücre tedavisi özellikle eklemler için uygulamaktayız. 

- Kök hücreler tedavide en sık nerelerden alınmaktadır?: En sık göbek çevresi yağlarından ve kemik iliğinden alınan kök hücreleri tedavide kullanmaktayız. 

- Uygulama ne kadar sürer?: Uygulama 1 günlük bir prosedürdür. Örneğin sabah saat 9.00 da gelen hasta öğleden sonra saat 15.00 gibi uygulamaya hazır hale gelir. Uygulamadan sonra hastalar yürüyerek evlerine gidebilmektedir.

HER KÖK HÜCRE TEDAVİSİ AYNI MIDIR?

Aynı değildir. Aslında kök hücre dediğimiz SVF(stromal Vasküler Fraksiyon)denilen bir sıvı elde edilir yapılan işlem bunun transferi, uyandırılarak dokulara verilmesidir. Sadece göbekten yağ alınıp santrfüj edilerek çıkan maddelerin enjeksiyonu piyasada kök hücre olarak takdim edilmektedir. İşin püf noktalarından bir tanesi hazırlanan kök hücreler kandan verilebilir olmalıdır. Uyandırılmamış kök hücreler sadece yağ transferi anlamına gelir ve etkinliği yeterli değildir. 

Prof. Dr. Nurettin Lüleci Diğer Yazıları