yazarresmi
Turgay Güler

turgay.guler@gunes.com

25 Temmuz 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Gel Enis’i kurtaralım


Yazımın başlığını dikkat çeksin, ses getirsin diye atmadım. 
Samimiyim! 
Sebebini de arz edeyim. 
MİT kumpasının nerede, nasıl, kimlerle pişirildiğini geçtiğimiz günlerde Güneş Gazetesi’nde 'şek ve şüphe'ye mahal bırakmayacak netlikte ortaya koyduk. (Bakınız; 17 ve 19 Haziran Güneş Gazetesi) 
Sonrasında da Enis Berberoğlu’nun kızı Dilara Berberoğlu’yla ilgili bir manşet çalıştık. 
Hürriyet Gazetesi’nde, aralarında üst düzey isimlerin de yer aldığı birçok arkadaş bu haberlerden rahatsız oldu. Söz konusu bu arkadaşların ortak özelliği Berberoğlu ailesini yakından tanıyor, biliyor olmalarıydı. 
Kimi aradı, üzüntülerini bildirdi. Berberoğlu ve ailesinin iyiliklerini, güzelliklerini anlattı. 
Kimiyle de karşılaştık, aynı cümleleri duydum. 
Özetle dediler ki, ‘Enis Berberoğlu hain olamaz, kızı çok hanım hanımcıktır. Düzgün bir ailedir, hiçbir ihanetin içinde yer almazlar, kefiliz’. 
Eyvallah. 
O haberlerden rahatsız olan isimlerden biri de Ertuğrul Özkök’tü. 
Özkök’le ara sıra atışırız, kavga ederiz. 
Sonra aramız düzelir, bir kez daha bozulur. 
İşin doğasında vardır, böyledir. 
Güneş Gazetesi’nin o manşetlerini eleştiren bir yazı kaleme almış. Berberoğlu’na, kızına sahip çıkıyor. 
Değerli! 
Geçmişe oranla biraz da hassas bir dil kullanmaya özen göstermiş. 
Eyvallah.  
O da özetle Berberoğlu ailesine kefilim diyor. 
Ama bugüne kadar kime kefil olduysa çuvalladı. 
Selahattin Demirtaş’a mı kefil olmadı? 
Kırmızı fularlı kıza mı? 
Ekrem Dumanlı’ya mı? 
Neyse, unutmaya hazırım. 
Özkök’e yeni bir sayfa açalım, Berberoğlu’na kefilliğini önemseyelim. 
Ben bu köşeden, o Hürriyet’ten yardıralım ve Enis Berberoğlu’nu hapisten kurtaralım. 
Ne der bilmiyorum? 
Ama ben samimiyim. 
İşte başlıyorum. 
Enis Berberoğlu’nun avukatı sağda solda MİT kumpası olayının ihanet olduğunu cesaretle söylüyor. 
Tebrik ediyorum. 
Sonra da ekliyor; “Tamam bu bir ihanet ama müvekkilim bu ihanet içinde yer almadı”. 
İyi ama o kumpas görüntülerini casus Can Dündar’a o götürdü. 
Belgesi de var, bilgisi de. 
Can Dündar’ın şahitliği de. 
Berberoğlu’nun kabülü de. 
Hal böyle iken, Berberoğlu cenahından son duruşmada ilginç bir savunma geldi. 
“Can Dündar’ın işaret ettiği siyasetçi Berberoğlu değil” denildi. 
Gel gelelim bu gerçeği inkar etmek mevcut deliller ışığında biraz komik. 
O vakit bu yalana niçin başvuruldu. 
İzah edeyim. 
Başından beri söylediğim şudur; Berberoğlu “O ben değilim” diyerek   bir şey anlatmaya çalışıyor! 
Birilerine, bir yerlere mesaj veriyor! 
Şimdi Ertuğrul Özkök’e diyorum ki, gel Berberoğlu’nun anlatmaya çalıştığını, kime ne mesaj verdiğini ortaya çıkaralım. 
Berberoğlu’nu kurtaralım. 
Berberoğlu Can Dündar’a o görüntüleri götürdüğünde CHP Genel Başkan Yardımcısı değil miydi? 
Demem o ki, kafasına göre böyle bir tasarrufta bulunmuş olamaz. 
Genel Başkanı Kemal Bey’in bilgisi, yönlendirmesi, talimatı vardır. 
Bir başka ifadeyle azmettiricisi vardır. 
Asıl kurye kendisi değildir. 
Kim bilir? Belki de Can Dündar’a götürdüğü ‘bavulda’ ne olduğunu bilmiyordur. 
Tüm bunlar O’nu parmaklıklar arasından kurtarmaya yetebilir. 
Hadi sıra sende. 
Yüksek sesle sor bakalım. 
Berberoğlu o görüntüleri kimin talimatıyla Can Dündar’a götürdü. 
Sor ki, babasının bir tanesi o yavrucağın ızdırabı son bulsun. 
Kaçma ama! 
Ve son bir not. 
Ertuğrul Özkök Güneş Gazetesi’ni eleştirdiği yazısında Ethem Sancak’a seslenmiş. 
Yanlış yapmış. 
Ethem Bey’in muhatabı olsa olsa Aydın Doğan olabilir.  
 

Turgay Güler Diğer Yazıları