• Bist 100
    99.325
  • Dolar
    5,5689
  • Euro
    6,3183
  • Altın
    236,4606
İstanbul
8 / 16
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

İlginç tespit

Pazar günü Kartal’da Erkan kardeşimizin Zen adlı kuaföründeydik...
Seçim süreci ve sonrasında bu tür salonlarda beklenenin üzerinde bir hareketlilik olduğunu gözlediğimden, sohbet sırasında sordum Erkan’a;” Hayırdır bu ne yoğun trafik, seçimler kuaförlere mi yaradı yoksa?” Diye takılarak.
Meğer doğruymuş...
Özellikle görev gereği, kent dışına tayini çıkanlar, oy vermek için ilçelerine gelince, bu hayırlı ziyareti aşina oldukları kuaförlere akın ederek tamamlıyorlarmış.
Eh, kentte yaşayanlar da bakımlı ve dinamik görünmek istiyorlarmış bu süreçte.
Elbette sadece bu yerel seçimlerde gelişen bir tablo değil. Erkan’ın iddiasına  göre hep böyle seyir ediyormuş durum.
“Kadınlar, siyasetten uzak ara geçiyor” diye üzülüyorduk ama anlaşılan devir değişiyor.
Seçim süreci ve sandıktan çıkan sonuçlar, saç renginden, kesimine kadar etkili oluyor.
Hani ayrılık acısı çeken kadınlar, hemen kuaföre koşup saçlarında radikal değişimler yaparlar ya, bu süreç de aynı fotoğrafa vesile oluyormuş.
İlginç bir tespit...

Gündelik hayat müzesi


Geçen sabah ekranda Birol Güven vardı...
Çocuklar Duymasın, 80’ler, 90’lar dizileriyle dönem işlerindeki başarılı çizgisi nedeniyle, her fırsatta takdir ettiğimiz yapımcılardan biri.
Herkesin dizileri 13’üncü bölümü bulmadan ekrandan kaldırılırken, onun yapımları her devrin nabzını elinde tutuyor.
Özellikle, 80’ler ve 90’ları izlerken, hayatımıza anlam katan ama kaybettiğimiz simgeleri görünce duygulanıyoruz çoğumuz. Güven’in ifadesiyle “Naylon kova, mandal” karşılığı göz kırpmadan elden çıkarılmış eşyaları, ancak müzayedelerden bulabiliyorlarmış.
Gönül vermiş izleyicilerin de bu konuda yardımcı alabilmek için çaba sarfettiklerini dillendiriyor.
Hatırlar mısınız? Bir dönem televizyonlar için dolaplar dizayn edilmişti.Onların körük kapaklı olanlarını bulmakta çok zorluk çekmişler. Ve imdatlarına bir izleyicileri yetişmiş.
Izleyicilerimiz günlük hayata tanıklığı seviyor. Bu tespiti yapmak için hergün yayınlanan “Beni Affet’in izlenme oranlarına bakmak bile yeterli.
Hele işin içine çocukluğunuz, gençliğiniz girince, o anları hatırlamanın  değeri ölçülemez hale geliyor.
Birol Güven, projeleri arasında bir müze olduğunu da ekledi sözlerine.
“Gündelik Hayat Müzesi”, önemsemeyip, çöpe attığımız ama yaşadığımız yılların izlerini özetleyen şeylerden oluşacakmış.
Sanırım en çok ziyaret edilen müze olacaktır...

DEMİŞ Kİ: "Eğer daha çabuk sevinmeyi öğrenirsek, başkalarına acı vermeyi daha çabuk unuturuz." Nietzsche

İdil Çeliker Diğer Yazıları