YAZARLAR

İnce, Akşener, Koç! 

Farkında mısınız  bilmem, ama inceden inceden de değil alenen gözümüzün içine baka baka bir şeyler olmakta! 

Özenle bir şeylerin hazırlığı yapılmakta! 

Buyurun, bizzat şahidi olduğum olaylar üzerinden birkaç örneklemeyle olan bitenleri, bakmaya ve görmeye çalışalım! 

Öncelikle arz etmek isterim ki, bir şeyler yapanların, bir şeylerin hazırlığı içerisinde olanların en iyi bildikleri şey bizim bakmak ve görmek yetimizi kaybettiğimizi biliyor olmalarıdır! 

Merhum Doğan Güreş Paşa’yı hatırlayanınız vardır! Kendisi daha sonrasında Sayın Tansu Çiller DYP’sinde Kilis milletvekilliğinde bulunmuş Merhum Doğan Güreş Paşa! 

Hatırlıyorum da Paşa, Tansu Hanım'a hayranlığını ve sevgisini alenen ifade etmişti de muhalefet tarafından eleştirilmişti! 

Eleştirilmişti, lakin bir tane muhalefet lideri de çıkıp, “Ben Doğan Güreş’in apoletlerini sökeceğim” dememişti! 

Aradan yıllar geçti, bu ülke 28 Şubat sürecini yaşadı Çevik Bir gibi paşaları gördü tanıdı, lakin hiçbir zaman merhum Erbakan Hoca'dan, merhum Muhsin Başkan'dan, Sayın Tansu Çiller’den, dönemin 28 Şubat mimarı paşaları için, “Apoletlerini sökeceğim ifadesi” duymadık! Okulunu birincilikle bitiren kızının mezuniyet töreninde  saçlarından sürüklenmesini gören hiçbir baba da bu ifadeyi kullanmadı! Bu örnekleri çoğaltmak o kadar da mümkün ki! 

Peki, dört bin yıllık Türk tarihinde bir benzeri görülmemiş 15 Temmuz başarısız işgal girişiminin engellenmesinde çok büyük emeği olmuş, son yüz yılın en büyük sınır ötesi operasyonunda bizzat ordusunun başında cephede savaşan, son elli yılda yüz bini aşan insanımızın can vermesine bir o kadar da ailenin dağılmasına sebep olmuş hain, düşman maşası PKK terör örgütüne son darbeyi vurma hazırlığında olan Saygıdeğer İsmail Metin Temel Paşa neden hedef seçiliyor? 

İkincisi, biz futbolumuzun güzide kulüplerinden Fenerbahçe’nin bir çok başkanını tanıdık! Çok iyi hatırlıyorum da Ali Şen’in, “Ali Şen başkan Fenerbahçe şampiyon” sloganı Fenerli olsun olmasın herkesin dilindeydi! Öylesine ki Sayın Şen Türk futbolu için gün gelmiş uluslararası arenada adeta devlet adına görevli gibi hareket etmişti! Galatasaray‘ın UEFA şampiyonluğu döneminde Neuchatelxamax maçı için 1989’da devreye girmişti! 

Peki, siz hiçbir zaman ülke için bir genel seçimde, bir futbol kulübü başkan seçiminin, genel seçimin önüne geçtiğine veya geçirildiğine şahit oldunuz mu? 

Başkanlık yarışında adeta zorlanarak cumhurbaşkanının bir taraf olarak lanse edilmeye çalışıldığına, seçimin adeta genel seçimin bir provası şekline sokulduğuna hiç şahit oldunuz mu? Peki, stattaki durumun adeta bir miting havasıyla mazbata törenine dönüşmesine, seçilen başkanın konuşma metninin özenle bir kulüp seçimi değil de bir siyasi liderin seçim zaferi konuşması gibi olmasına şahit oldunuz mu? 

Üçüncüsü, bendeniz Dış Türklerden Sorumlu Devlet Bakanlığı'nın kuruluşuna şahidim, hatta merhum Turgut Özal Bey’in TİKA’yı  (Türk İşbirliği Ve Kalkınma Ajansı ) kurduğu zamanı dün gibi hatırlarım! Aynı zamanda da bırakın ülkücü geçmişi olanı, soldan bir siyasi parti liderinin bile TİKA’nın bütçesini eleştirmeyi, kapatmayı düşünmeyi bir yana, TİKA’nın bütçesinin az olduğunu ikrar etmeleri dışında hiçbir beyanlarına dahi şahit olmadım! 

Kaldı ki, merak eden varsa TİKA’nın resmi sitesi www.tika.gov.tr sitesine girip görebilir. Özellikle de son on yılda yaptıklarına ve ayrılan bütçeyi karşılaştırmalarına dikkat çekerim! TİKA, Türk ve İslam dünyasında bu ülkenin medarı iftiharı olmuştur! Hele hele bu kurumun başındaki kişileri ve evinden barkından uzaklarda bir vatan hizmeti şuurunda çalışanlarını, ağıza alınmaz galiz hakaretlerle suçlamanın nasıl bir izahı var? Üstelik geçmişte ülkücü hareketten geldiğini söyleyen biri olarak! 

İmdi! 

Yukarıda yazdıklarımı aklımızda tutarak buyurun hep beraber 2013 yılına, 15 Temmuz başarısız işgal girişiminin ilk provasının yapıldığı “Gezi Parkı” olaylarına dönelim! 

Gezi Parkı olaylarında adeta lojistik merkez olarak kullanılan bir otel vardı, Divan Oteli...  Gezi Parkı olaylarında, “Divan Otelin kapısı kapanırsa herkesi işten çıkarırım” diyen biri vardı! 

Kime mi ait bu söz, bugün adeta devlet başkanı şaşasıyla Fenerbahçe’ye başkan seçilen Sayın Ali Koç’a! 

Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin medarı iftiharı TİKA’yı hedef seçen Sayın Akşener, Gezi Parkı olaylarında, “Oğlum da gezici, gezicilerin arkasında durdum” diyen de Meral  Akşener! 

Bugün bir destan yazan Türk Ordusu’nun kumandanını hedef seçen, Gezi Parkı olaylarında, bu olayların “Türk baharı” olduğunu söyleyen, “Taksim bir destandır” diyen de CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Sayın Muharrem İnce! 

Sizce dahasını dememe gerek var mı? 

Hadi dahasını da diyeyim... 

Bugünün Millet İttifakı, dünün Gezi Parkı ittifakından başka bir şey değildir! Daha da ötesi bu ittifakın hedefinde Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan var!