YAZARLAR

Demokrat İzmir 

1980 sonrasında doğanlar veya daha yuvarlak bir deyişle 30 yaş ve altı olanlar, İzmir’in CHP’nin kalesi olduğunu zannederler. 

Bu algı 2000’li yıllardan sonra, daha net bir ifadeyle AK Parti’nin 16 yıllık iktidarı döneminde kemikleşti. 

Hatta İzmir’i bilmeyenler veya İzmir tabanının sosyo-politik yapısını doğru algılayamayanlar, ne yaparsan yap, burada CHP çıkar kardeşim, ezberi modundan kurtulamamaktadırlar. 

Hakikat nedir, İzmir’de böyle bir algı nasıl oluştu, biraz geriye giderek bu soruları cevaplandırmaya çalışalım. 

Türkiye’de Demokrat sıfatı taşıyan tek il İzmir’dir. CHP tarafından bu özelliği dolayısıyla cezalandırılan tek il de İzmir’dir. 

Konuyu biraz açalım: 

Lozan Antlaşması imzalanmış, 29 Ekim’de Cumhuriyet ilan edilmiş ve Gazi Paşa Cumhurbaşkanı seçilmişti. 

Meclis’te tek parti, Halk Fırkası vardı. Ancak parti içi muhalefet yeni bir siyasî parti doğurdu: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası. 

Bu partinin kurucu liderleri Millî Mücadele’nin A kadrosunu oluşturuyordu ve liderliğini de Kâzım Karabekir yapıyordu. 17 Kasım 1924’de kurulan bu parti, iktidar partisine karşı ciddi bir muhalefet yapıyordu. 

Bu durum, hem Gazi Paşa’nın, hem de İsmet Paşa’nın canını oldukça sıkıyordu. Partiyi kapatmak için uygun bir zaman-zemin aranıyordu. Şeyh Said İsyanı, bu operasyon için bulunmaz bir fırsat telakki edildi ve 5 Haziran 1925 tarihinde, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Şeyh Said hadisesiyle irtibatlandırılarak kapatıldı, kurucularına da siyasî yasak getirildi. 

Çiçeği burnundaki Cumhuriyet, gerek tek partili bir sistem hâline gelmesinden ve gerekse partinin icraatlarından dolayı, Batı dünyasında Diktatörlük diye algılanmaya başlandı. Gazi Paşa ve CHF (CHP) yöneticileri bunu pek önemsemediler. Ancak, bu algı gün geçtikçe şiddetlendi ve Batı medyasında Gazi Paşa diktatör sıfatıyla, ülke de Kemal’in Ülkesi ismiyle anılmaya başlandı. 

Bu, son derece can sıkıcı bir durumdu… Bu algıyı yıkmak için tek yol vardı: İkinci bir parti kurdurmak ve demokratik bir sistem algısı oluşturmak!.. 

Bu düşünce ile Gazi Paşa, yakın arkadaşı, Paris Büyükelçisi Fethi Bey’i çağırarak, Serbest Cumhuriyet Fırkası ismiyle bir parti kurdurdu: 12 Ağustos 1930!.. 

SCF henüz teşkilatlanmasını tamamlayamadan bir baskın yerel seçimle karşılaştı: 14 Ekim 1930… 42 belediye başkanlığı kazandı… 

SCF’nin henüz tam teşkilatlanmadan 42 belediye alması, kaybettiği yerlerde ise aldığı oy miktarı, CHP yönetimini endişelendirdi. Fethi Bey hemen Çankaya’ya çağrıldı ve Parti feshettirildi: 17 Kasım 1930!.. 

Kısaca, bizzat Gazi Paşa’nın isteğiyle kurulan parti, üç ay yaşayabildi!.. 

İzmir bunu hiç unutmadı… 1950 yılındaki gizli oy-açık tasnifle yapılan ilk seçimde CHP hezimete uğradı. 

İzmir’in adı artık sıfatıyla birlikte anılmaya başlandı: Demokrat İzmir!.. 

1950’den itibaren, İzmir merkez sağ’ın kalesi oldu. 

Menderes ve Demokrat Parti’den sonra, Demirel’li Adalet Partisi ve Özal’lı Anavatan Partisi, İzmir’de hep ezici bir çoğunlukla seçimi kazandılar!.. 

Ne olduysa bu İzmir’e AK Parti döneminde oldu!.. 

Neden ve niçinlerini Cuma’ya yazacağım.

Prof. Dr. Mehmet Çelik Diğer Yazıları