• Bist 100
    95.411
  • Dolar
    5,3686
  • Euro
    6,1221
  • Altın
    223,1243
İstanbul
7 / 12
0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA

YAZARLAR

Sarı Yelekliler'den korkuyorum!

Bir başka ülke değil de ne zaman Fransa’da bir hareketlenme, bir karışıklık olsa benim aklıma kötü şeyler düşer! 

Ne bileyim işte tedirgin olurum, rahat uyuyamam, günün her saatinde haberlerden gözümü kulağımı ayırmam! 

Haberlerin teferruatlarında, yazılı, görsel sosyal medyaya düşen resimlerin arasında başka şeyler ararım! 

İngiltere, Almanya, Hollanda hatta ABD bile değil, Fransa’da işler karışıp hele hele sokaklar yangın yerine dönerse ben o yangının sıcaklığının İstanbul’da çok daha rahatsız edici etkisi olacağına inanırım! 

1789-1799 tarihlerine şöyle bir bakalım! 

Fransa’da özelikle de ekonomik kriz sebebiyle Fransa sokakları yangın yerine dönmüş, hepimizin malumu kral ve kraliçe yargılanıp idam edilmişti! 

Ve Fransa artık cumhuriyetle idare edilecekti! 

Sonrası? 

O yangın ilk bizi aldı halkasının içine! 

Yoksulluğun gelir adaletsizliğinin sebep olarak görüldüğü Fransız İhtilali beraberinde getirilerini de dünya gündemine taşıdı! 

Gayet insani, gayet masumane getiriler, değerlerdi bunlar! 

Eşitlik, insan hakları en önemlisi de özgürlük! 

Bakıldığında, kimsenin itiraz edemeyeceği değerlerdi bunlar. 

Bu değerlerin mayası da milliyetçilik oldu, kültürel milliyetçiliğin yerini ırk temelli bir milliyetçilik aldı! Oysa beraberinde getirdiği değerlerle bu mayanın bağdaşmadığını, Batılı hiçbir aklıselim göremedi! Gördülerse de dillendirmediler, dillendirmek de istemediler, çünkü bu yeni kıstas ya da değer en fazla da Müslümanların devleti Osmanlı’yı hedef almıştı da ondan... 

Neden mi Osmanlı?.. 

Fransız ihtilalinin hemen öncesinde 1712’de Thomas Newcomen buhar makinasını geliştirmişti, artık insan gücüne dayalı üretim hemen hemen her alanda yerini dişlilere bırakacaktı! 

İnsan emeğinin ortaya koyduğu değerler, artık yerini metal dişlilerin ortaya koyacağı değerlere bırakıyordu! 

Lakin bir tek şey eksikti, “kara su” yani petrol! Bu kara su da bilindiği kadarıyla Amerika kıtası ve Osmanlı coğrafyasında vardı! 

O halde, Müslümanların ülkesi Osmanlı dağılmalıydı! 

Öyleyse, mayası ırkçılık olan milliyetçilik Balkanlardan Osmanlı coğrafyasına hemen salınmalıydı! Kültürel bağışıklık sistemi zayıflamış Osmanlı bünyesine bu mikrop öylesine hızlı yayıldı ki, Hucurât suresindeki, ‘’Müslümanlar kardeştir’’ hukukunu bile yerle bir etti! 

Toplu ölümler başladı, Balkanlar, Trablusgarp, Yemen, Sarıkamış, Çanakkale... Öyle bir mikrop ki bu, özellikle de İslam coğrafyasında hala toplu ölümler devam etmekte! 

Metal dişlilerin katliamı insan gücünün ölümlerinden daha acımasız ve vahşiceydi! İstediği yere karadan, denizden, havadan gidiyor düğmeye basıyor ve topluca yakıp, yıkıp, öldürüyor! 

Bütün bunlara da karar veren ve uygulayan neredeyse bir otobüs dolusu kadar insan! 

Lakin bu sefer başka, öylesine bir başkalık ki, aklımızın alamayacağı yeni buluşlar ve değerler manzumesinin arifesindeyiz! 

Yapay zekâ! 

Sevimli çocuk oyuncakları ve spikerlerle öylesine sevdirdiler ki... 

Tıpkı, uzaktan kumandalı oyuncaklarla, insansız hava araçlarını sevdirdikleri gibi! 

Neden korkuyorum biliyor musunuz? 

Biz daha metal dişliler sürecini henüz yakalamışken, uzaktan kumandalı insansız hava araçlarını daha yeni yapmışken, yine geliyorlar!